Sepetim (0) Toplam: 0,00
%20
Yeni
Ben Mamak'a Gidersem Mehmet Ali Yüksel

Ben Mamak'a Gidersem

Liste Fiyatı : 18,50
İndirimli Fiyat : 14,80
Kazancınız : 3,70
9786259327679
9387243
Ben Mamak'a Gidersem
Ben Mamak'a Gidersem
14.8
Cehennemin ortasında, bir avuç insanın gülümsemeyi unutmadığı, demir parmaklıkların arkasında özgürlük türkülerinin söylendiği, işkencenin gölgesinde aşkın filizlendiği bir yer vardı: Mamak.
"Ben Mamak'a gidersem, sesim taa buralara kadar gelir..."
Bu söz, bir zindanın karanlık dehlizlerinde söylenmiş en cesur cümlelerden biri. 12 Eylül faşizminin demir pençesinde, işkencenin, açlığın ve ölümün kol gezdiği Mamak Askerî Cezaevi'nde, bir avuç insanın sesini duyurmak için verdiği amansız mücadelenin hikâyesi bu.
Yazar, yalnızca bir mahkûm değil; aynı zamanda bir tanık, bir baba, bir sevgili ve bir yoldaş olarak, belleğinden silinmeyen o günleri satırlara döküyor. Kırılan dişlerin, falakada şişen ayakların, kopan saçların ve dökülen gözyaşlarının arasında, ölüme meydan okuyan bir onur direnişi var.
Ve bu direnişin en neşeli, en asi, en sanatçı ruhu: Sırrı Süreyya Önder. Koğuşta ayı kostümüyle kahkahalar patlatan, en ağır işkencenin ortasında bile espriyi elden bırakmayan, elinde Estetik kitabıyla felsefe tartışmaları yürüten, şiirleri ve türküleriyle yoldaşlarına umut aşılayan o eşsiz karakter. Sırrı, Mamak'ın gri duvarlarını renge, zulmü mizaha, umutsuzluğu sanata dönüştüren bir direniş sanatçısıdır.
Gülümsemeyi unutmayanların, en zifiri karanlıkta bile bir dostun omzuna dokunan ellerin, bir türküyle, bir espriyle, bir şiirle hayata tutunanların öyküsü bu.
"Mamak, içimde kanaması hiç durmayan bir kurşun yarasıdır."
Tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş ama hâlâ kanayan bu yarayı, ardıl kuşaklara taşımak için yazılmış bir başyapıt. Kimi zaman bir mahkeme salonunda hüküm giyerken, kimi zaman bir doğum haberiyle yeniden hayata sarılırken, kimi zaman da bir idam mahkûmunun gözlerindeki o çelik iradeye tanıklık ederken, bu satırların arasında kaybolup gideceksiniz.
Unutma: Zindanlar, yalnızca bedenleri değil; ruhları da mahkûm etmek için kurulur. Ama bu kitap, ruhların asla teslim alınamayacağının en vurucu kanıtıdır.
"Ben Mamak'a gidersem..." diyenler, asla susmadılar. Şimdi sıra, onların sesini duymakta
  • Açıklama
    • Cehennemin ortasında, bir avuç insanın gülümsemeyi unutmadığı, demir parmaklıkların arkasında özgürlük türkülerinin söylendiği, işkencenin gölgesinde aşkın filizlendiği bir yer vardı: Mamak.
      "Ben Mamak'a gidersem, sesim taa buralara kadar gelir..."
      Bu söz, bir zindanın karanlık dehlizlerinde söylenmiş en cesur cümlelerden biri. 12 Eylül faşizminin demir pençesinde, işkencenin, açlığın ve ölümün kol gezdiği Mamak Askerî Cezaevi'nde, bir avuç insanın sesini duyurmak için verdiği amansız mücadelenin hikâyesi bu.
      Yazar, yalnızca bir mahkûm değil; aynı zamanda bir tanık, bir baba, bir sevgili ve bir yoldaş olarak, belleğinden silinmeyen o günleri satırlara döküyor. Kırılan dişlerin, falakada şişen ayakların, kopan saçların ve dökülen gözyaşlarının arasında, ölüme meydan okuyan bir onur direnişi var.
      Ve bu direnişin en neşeli, en asi, en sanatçı ruhu: Sırrı Süreyya Önder. Koğuşta ayı kostümüyle kahkahalar patlatan, en ağır işkencenin ortasında bile espriyi elden bırakmayan, elinde Estetik kitabıyla felsefe tartışmaları yürüten, şiirleri ve türküleriyle yoldaşlarına umut aşılayan o eşsiz karakter. Sırrı, Mamak'ın gri duvarlarını renge, zulmü mizaha, umutsuzluğu sanata dönüştüren bir direniş sanatçısıdır.
      Gülümsemeyi unutmayanların, en zifiri karanlıkta bile bir dostun omzuna dokunan ellerin, bir türküyle, bir espriyle, bir şiirle hayata tutunanların öyküsü bu.
      "Mamak, içimde kanaması hiç durmayan bir kurşun yarasıdır."
      Tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş ama hâlâ kanayan bu yarayı, ardıl kuşaklara taşımak için yazılmış bir başyapıt. Kimi zaman bir mahkeme salonunda hüküm giyerken, kimi zaman bir doğum haberiyle yeniden hayata sarılırken, kimi zaman da bir idam mahkûmunun gözlerindeki o çelik iradeye tanıklık ederken, bu satırların arasında kaybolup gideceksiniz.
      Unutma: Zindanlar, yalnızca bedenleri değil; ruhları da mahkûm etmek için kurulur. Ama bu kitap, ruhların asla teslim alınamayacağının en vurucu kanıtıdır.
      "Ben Mamak'a gidersem..." diyenler, asla susmadılar. Şimdi sıra, onların sesini duymakta
      Stok Kodu
      :
      9786259327679
      Boyut
      :
      çokebatlı
      Sayfa Sayısı
      :
      192
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2026-01
      Kapak Türü
      :
      Karton Kapak
      Kağıt Türü
      :
      2. Hamur
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat