Sepetim (0) Toplam: 0,00
%30
İnsanın Doğası Üzerine Bir İnceleme David Hume

İnsanın Doğası Üzerine Bir İncelemeA Treatise of Human Nature

Liste Fiyatı : 35,88
İndirimli Fiyat : 25,12
Kazancınız : 10,76
9789753971867
367389
İnsanın Doğası Üzerine Bir İnceleme
İnsanın Doğası Üzerine Bir İnceleme A Treatise of Human Nature
25.12
David Hume (ya da Home; 1711-1776) bir İskoçyalı felsefeci idi. 1738-40'da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume'un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır. Hume'un felsefesi Bacon, Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealizmini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz. Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına, görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır.

Karl Popper'dan Bertrand Russell'a, Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume'dur. Başka bir deyişle, aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran, sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo-Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume'dur. Ek olarak, Hume'un felsefesi Kant'ın bilgiyi tam olarak Hume'un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur.

Hume'un görgül gözlemlerine göre, olguların 'doğruluğuna' ilişkin kanımız duygu, bellek, ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine, e.d. neden ve etki ilişkisi üzerine dayanır. ... Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez, ama bütünüyle deneyimden doğar. Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur. Bu öncüller üzerine, Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir. Böylece deneyimden türetilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık, salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken, deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kalacaktır. Bu felsefede, kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne, homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir. Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak, etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken, doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir. Bilimin kendisi bilgi olmamak, kuşku olmak zorundadır.

Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine, bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanmamalıdır. Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine, yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayanmalıdır. Ve gerçekten de ona dayanır. Amaç usa karşı önlem almak, onun sakıncalı savlarını durdurmaktır. Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür, çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer.

Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu, aslında en sıradan sağ-duyunun bir sorunu olduğunu buldular. Hume'un önerdiği gibi, uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler.

Her nasılsa, son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir. Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır. Aslında bir düşüşten söz etmek bile gereksiz olacaktır, çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukurdan çıkmamıştır. Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebileceği uslamlamaları geliştirmek, bilgisiz estetik, bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur.
-Aziz Yardımlı-
  • Açıklama
    • David Hume (ya da Home; 1711-1776) bir İskoçyalı felsefeci idi. 1738-40'da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume'un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır. Hume'un felsefesi Bacon, Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealizmini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz. Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına, görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır.

      Karl Popper'dan Bertrand Russell'a, Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume'dur. Başka bir deyişle, aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran, sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo-Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume'dur. Ek olarak, Hume'un felsefesi Kant'ın bilgiyi tam olarak Hume'un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur.

      Hume'un görgül gözlemlerine göre, olguların 'doğruluğuna' ilişkin kanımız duygu, bellek, ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine, e.d. neden ve etki ilişkisi üzerine dayanır. ... Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez, ama bütünüyle deneyimden doğar. Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur. Bu öncüller üzerine, Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir. Böylece deneyimden türetilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık, salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken, deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kalacaktır. Bu felsefede, kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne, homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir. Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak, etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken, doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir. Bilimin kendisi bilgi olmamak, kuşku olmak zorundadır.

      Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine, bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanmamalıdır. Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine, yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayanmalıdır. Ve gerçekten de ona dayanır. Amaç usa karşı önlem almak, onun sakıncalı savlarını durdurmaktır. Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür, çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer.

      Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu, aslında en sıradan sağ-duyunun bir sorunu olduğunu buldular. Hume'un önerdiği gibi, uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler.

      Her nasılsa, son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir. Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır. Aslında bir düşüşten söz etmek bile gereksiz olacaktır, çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukurdan çıkmamıştır. Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebileceği uslamlamaları geliştirmek, bilgisiz estetik, bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur.
      -Aziz Yardımlı-
      Stok Kodu
      :
      9789753971867
      Boyut
      :
      135-215
      Sayfa Sayısı
      :
      656
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2016-05
      Çeviren
      :
      Aziz Yardımlı
      Kapak Türü
      :
      Karton
      Kağıt Türü
      :
      1.Hamur
      Dili
      :
      Türkçe - İngilizce
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat